GHG | 13. BÖLÜM ~ “Yüzemez”

Müze görevlisi kapıda sessizce duruyor, onların uzaklaşmasını izliyordu. Arkasında sayısız, belirsiz balmumu silueti vardı. Gece karanlığında yavaş yavaş mermerden ifadesiz yüzleri ortaya çıkıyor, sanki denizden su yüzeyine çıkan balıklar gibi görünüyordu.

Müze görevlisi ise hareketsiz duruyor, göz bebekleri olmayan bakışıyla, gece karanlığında arkasındaki heykellerle neredeyse ayırt edilemez hâle geliyordu.

[Ana görev: Siren Balmumu Müzesi’ni keşfetme tamamlandı. Puan ödülü: 50]

[Mevcut Puan Bakiyesi: 81, öğe satın almak ister misiniz?]

81… Bai Liu çenesini düşünceli bir şekilde ovuşturup sordu:

[Yüksek konsantrasyonlu alkol var mı?]

[Mağaza açıldı → Var, toplamda 218 farklı özel kalite alkol çeşidi bulunmakta. Bunlardan 18’i bu kopyada satın alınabilir.]

[En ucuzu hangisi?]

[9 puana 25L]

25 litreye 9 puan ciddi anlamda ucuzdu.

Bir güçlü el feneri bile 10 puan iken, 25L alkol sadece 9 puandı. Geçen sefer 3D projektörlerden üçü bile sadece 8 puan tutuyordu, ama Bai Liu’nun hatırladığı kadarıyla, geçen sefer gördüğü o Alevli Meşale gibi bir tüketim eşyası 20 puan civarındaydı…

[Sistem önerisi: Oyuncunun puanlarının yeterli olduğu tespit edilmiştir, bu bölümde Alevli Meşale eşyasını almanız tavsiye edilir, etkisi daha iyi ve daha güvenli olacaktır~]

Bai Liu düşündü ve ardından:

[Alkol öğelerinin kılavuzunu okuyacağım.]

Sistem paneli aniden açıldı ve bir sürü açıklama penceresiyle doldu. Üzerinde yoğun bir şekilde yazılmış onlarca sayfa kılavuz vardı. Yazılar o kadar küçüktü ki, birkaç saniye bakmak bile gözleri ağrıtıyordu.

Bai Liu şaşırmadan bir sayfayı açtı ve ağır ağır okumaya başladı.

Bu oyundaki öğe satışlarında, fiyatı ne kadar ucuzsa, açıklama sayfası da o kadar uzun oluyordu. Ancak, satış kısmında yer alan popüler ürünlerin açıklamaları daha kısa ve çekici, doğrudan etkilerini söylüyordu ki, bu da hayatta kalmaya kararlı olan oyuncuların hemen satın almak istemesini sağlıyordu.

Beş parasız sıradan bir çalışan olan Bai Liu, her alışveriş festivalinde, e-ticaretin yoğun pazarlama aktiviteleri arasında en kullanışlı ve ucuz ürünleri bulmaya çalıştığından bu tür taktiklere fazlasıyla aşinaydı.

Kısacası, ne kadar ucuz ve kullanışlı ürün varsa, satın almayı engelleyen faktörler de o kadar fazla olurdu. Bunlardan biri de, ucuz ürünlere çok fazla açıklama ekleyerek, oyuncunun bu ürünün ne işe yaradığını anlamaması sağlanır ve sonunda oyuncu diğer ürünlere yönelirdi.

Bai Liu gözlerini kısarak, menüdeki Alevli Meşale ve 3D Projektör‘ün arkasındaki yazıya baktı:

[Ürün fiyatlarında değişiklik oldu.]

[Alevli Meşale 《Siren Kasabası》 içindeki fiyatı 17 puana düşürüldü.]

[3D Projektör 《Siren Kasabası》 içindeki fiyatı eski fiyatına döndü, 1 adet 6 puan.]

Daha önce dikkatini çeken bu iki öğede de fiyat değişikliği olmuştu.

Güçlü El Feneri ve Alevli Meşale gibi, korku oyunlarında yaygın olarak etkili bir şekilde kullanılan öğelerin fiyatlarının genellikle daha yüksek olduğunu fark etti.

Ancak, Bai Liu bazı öğeleri kullandıktan sonra bu eşyaların fiyatlarında belirli değişiklikler olmuştu ve bunun canlı yayın sisteminden kaynaklandığını da anlamıştı. Muhtemelen oyun süresi boyunca bu öğeleri satın alan oyuncu sayısındaki değişikliklerin, fiyatların değişmesine yol açtığını tahmin etti.

Bai Liu sakin bir şekilde tüm alkol açıklamalarını okuduktan sonra, en ucuz olanını seçti. 

Bai Liu oldukça cömert bir şekilde:

[Hepsini alacağım.]

[9 şişe yüksek konsantrasyonlu alkol, oyuncu Bai Liu’nun alışveriş çantasına eklendi. Bir sonraki alışverişte tekrar görüşmek dileğiyle.]

Bai Liu’nun küçük televizyonun başındaki Wang Shun, sinirle dizine vurdu.

Ah! Bu acemi ne yapıyor?! Alkolü kullanıp balmumu heykellerini mi yakacak? Bu heykeller ışık korksa da, ateşten korkmazlar! Dıştaki balmumu eridiğinde, içindeki canavarlara kaçacak alan açılır! Tüm puanları birden harcama tam bir aptallık!”

Yanındaki oyuncular da kendi aralarında fısıldaşıyorlardı:

‘’Bu yeni oyuncu ne yapmaya çalışıyor? 81 puanla en ucuz alkolü aldı. Bu adam alkolik falan mı? Şimdiye kadar hiçbir oyuncu bunu almadı bile.”

“…Boşuna beklentiye girmişim. Bu aceminin hareketleri çok saçma, gözlerini kapatıp içgüdüyle mi oynuyor?!

“Bu kadar fazla alkolü ne yapacak? Canavarlar sadece zayıflıklarından etkilenir. Siren heykelleri ışıktan korkuyor, ateşten değil. Üstelik alkolün yanma parlaklığı, siren heykellerini uzaklaştırmaya yetmez. Bu kadar alkol almak tamamen gereksiz…”


“Tamamen kafasına göre hareket ediyor. Balmumu heykellerinin ışıktan korktuğunu görünce ateşten de korkacaklarını sandı herhalde. Daha önce de bir acemi aynı hatayı yapmıştı. Heykelleri aydınlatmak yerine yakmaya kalktı, ama meşalenin ışığı bir an bile sönünce canlı çıkamadı oradan.”

“Dağılın, dağılın! Çok güçlü biri sanmıştım ama meğerse sadece şans eseri buraya kadar gelmiş…”

“Merkez ekrandaki kalite gittikçe düşüyor olsa gerek ki, böylesi acemiler bile çıkabiliyor. Önceki gruptaki Tanrı Mu ve diğerleri gerçekten efsaneydi…”

───── ⋆⋅☆⋅⋆ ─────

[Bai Liu’nun küçük televizyonuna 0 yeni beğeni. 2 yeni kişi Bai Liu’nun küçük ekranını favorilerine ekledi. 166 yeni kişi Bai Liu’nun küçük ekranını olumsuz oy verdi. Oyuncu Bai Liu’ya 0 kişi bağışta bulundu.]

[1447 kişi şu anda Bai Liu’nun küçük ekranını izliyor. İzleyicilerin yarısından fazlası Bai Liu’nun küçük ekranını olumsuz oy verdi. Oyuncu Bai Liu, “Adına Layık Olmayan” unvanını aldı. Performansı o kadar kötü ki, herkes bir an önce ölmesini diliyor~]

[Oyuncu Bai Liu’nun merkezi ekran kenar tanıtım alanı süresi doldu.]

[Olumsuz oy sayısı çok hızlı arttığı için, oyuncu Bai Liu, ‘’Ölüm Komedisi’’ bölge ekranına alındı. Komik ölümü ve oyun becerileriyle insanları eğlendirecek!]

Wang Shun, Merkezi Bölge’nin kenarındaki küçük ekranın bir anlığına parladığını ve ardından Bai Liu’nun küçük televizyonunun karardığını gördü. Gözlüğünü düzeltti, henüz toplamadığı tanrısal seviyedeki gezgin NPC bilgilerini düşündü. Bir an tereddüt etti, ancak Bai Liu gibi bir acemi için duyulan hayal kırıklığı ve alaycı sesler arasında ayağa kalkarak Ölüm Komedisi bölümü ekranına doğru yöneldi.

───── ⋆⋅☆⋅⋆ ─────

– Oyun İçi –

Gece çökmüştü.

Şoför, minibüsü kararan sokaklarda sürerken yol kenarındaki sokak lambaları yanıp sönerek aydınlanıyor, sokaklarda ise ağ ve pala benzeri bıçaklarını sürükleyen balıkçılar yürüyordu. Boş ve donuk bakışlarıyla yanlarından geçen minibüse doğru bakıyorlardı. Hepsi bu gece düzenlenecek deniz insanı avına katılacak balıkçılardı.

Soluk, kararmış sokak lambalarının altında, yüzlerindeki mermer gibi mavi-siyah damarlar birbirine karışmış, bazılarından ise damlalar halinde sümüksü sıvılar akıyordu.Bu kasabalılar gündüzden bile daha korkutucu görünüyorlardı. Gözleri de karanlıkta loş bir yeşil ışık saçıyordu.

Şoför bir kez daha uyardı: “Bu kasaba halkı çok tehlikeli. Uzun zamandır hiçbir gelirleri olmadı. Birazdan deniz insanı avını izlerken sadece belirtilen teknede kalın, onlarla temas kurmayın. Dışarıdan geldiğiniz için çok belli oluyorsunuz, kolayca soyulabilirsiniz.”

Şoför konuşurken, elindeki sandviçi de büyük ısırıklarla yiyordu.

Bu adam akşam yemeğinde de sandviç yiyordu. Balık filetosunun ufalanmış balık parçaları ağzının kenarından düşerken, Bai Liu çürük balık gibi mide bulandırıcı bir koku aldı. Bai Liu’nun midesi kalkacak gibi olurken, araçtaki diğerleri bu kokudan rahatsız oluyor gibi görünmüyordu. Hatta Andre, şoförün sandviçine bakarak sürekli yutkunuyor ve gergin bir şekilde kulağının arkasını kaşıyordu.

Lucy dayanamayıp: “Bu sandviç gerçekten harika kokuyor!” dedi.

Andre ise öfkeyle bağırdı: “Akşam yemeğinde ne yedik biz?! Açlıktan öleceğim!” 

Bunu söylerken arkasındaki Bai Liu’ya kin dolu bir bakış attı.

O akşam, hep birlikte balmumu müzesinde yemek yemişlerdi. Bai Liu en ucuz, hiçbir balık ürünü içermeyen, tamamen vejetaryen bir menü sipariş etmişti. Bu sadece Andre’nin sinirlenmesine neden olmakla kalmamış, Lucy’yi de şaşırtmıştı. Ancak hesabı Bai Liu ödediği için, onun balık istememesi demek, diğerlerinin de onunla birlikte balık yememesi anlamına geliyordu.

Andre öfkeyle küfretti: “Paran yetmiyorsa gelme! Yetişkinlerin eğlencesine de burnunu sokma piç herif! Annene git de, siktiğimin soya sütünü iç!”

Bai Liu ise sadece hafifçe gülümsedi: “Madem öyle Andre, et yemek istiyorsan git kendin sipariş et o zaman.” dedi ve sonra Andre’nin vejetaryen menüsünü iptal etti. Ancak balmumu müzesindeki tüm yemekler oldukça pahalıydı ve Andre’nin onları sipariş edecek parası yoktu. Bai Liu “sana vermiyorum” dediği gibi, gerçekten de vermemişti.

Andre, Bai Liu’ya daha fazla bulaşmaya cesaret edememişti. Sonuçta Bai Liu, onun gece kalacağı otelin ücretini de ödeyecekti ve Andre bu kasabada sokakta kalmak istemiyordu.

Ama Jerf’e karşı tutumu farklıydı. Umurunda bile değildi. Bu yüzden Andre, onun vejetaryen yemeğini zorla almış, üstüne bir de birkaç yumruk atmıştı. Jerf köşeye sinmiş, karnını tutarak sessizce acısını içine gömmüştü.

Şimdi ise balıklı sandviçin kokusunu alırken boğazı sürekli yukarı aşağı hareket ediyordu. Gözlerinde bastırmaya çalıştığı açlık ve arzu vardı. Andre’ye baktığında ise gözleri kan çanağına dönmüş, neredeyse kan damlayacakmış gibi kızarmıştı.

[Jerf’ün Kanlı Komplosu – Yan Görev İlerlemesi %30]

Bai Liu göz ucuyla başı eğik duran Jerf’e kısa bir bakış attı.

Andre, açlık ve yiyeceğin kokusuyla iyice sinirlenmişti. Kontrolünü kaybetmiş gibi durmadan kulağının arkasını sertçe kaşıyordu.

Bai Liu, Andre’nin kaşıdığı yerin kızarmış derisinin aniden açılıp kapandığını fark etti. Tıpkı bir balığın solungaçları gibi nefes alıp veren birkaç kavisli kıvrım oluşmuştu. Ancak bu sadece bir anlıktı. Hemen ardından deri tekrar yerine yapışarak eski haline dönmüştü.

O deri parçası sanki canlıymış gibi hafifçe titreyerek kabarıp iniyordu. Tıpkı karaya vurmuş bir balığın kapanıp açılan solungaçları gibi hafifçe dalgalanıyordu.

Bai Liu, boynundaki madeni parayla Andre’yi taradı.

[NPC Adı: Andre (İleri Düzey Yabacılaşma Sürecinde)]

Balmumu müzesinden çıktıktan sonra, Andre’nin yabancılaşma seviyesi daha da yükselmişti…

Bai Liu hafifçe kaşlarını kaldırdı: “Andre, müzede… o deniz insanı heykellerine dokundun, değil mi?”

“Dokunduysam ne olmuş?” Andre başını çevirerek sert bir sesle karşılık verdi:

“Bai Liu, bu gece kim topuklayarak eve dönüp süt içecek göreceğiz!”

O anda Andre öfkeyle bağırınca, loş aracın içinde her iki yanındaki solungaçlar açıldı. Bai Liu, Andre’nin kulağının arkasında belirginleşen ve hızla titreyen balık yüzgeçlerine benzeyen yapıları net bir şekilde görebiliyordu. Gözlerinin yanında gri-siyah, balık pullarını andıran izler belirmişti. Göz bebekleri biraz daha küçülmüş, vücudundan hafif bir balıksı koku yayılmaya başlamıştı. Ter damlaları, neredeyse sümüksü bir sıvı gibi çıplak teninin üzerinde kayarak süzülüyordu.

Şoför aniden alçak bir sesle azarladı: “Hey gençler, arabada düelloya girmeyin!”

Andre bir anda solungaçlarını hızla kapattı, ancak bakışları hâlâ Bai Liu’ya öfkeyle kilitlenmişti.

Şoför: “İsteğiniz üzerine, düello mu dersiniz, bahis mi dersini neyse de onun için bir yer ayarladım. Bu gece ıssız bir sahil ve iki sandal da hazır. Kendinize dikkat edin. Boğulursanız sorumluluk bana ait değil.”

Bir süre sessizlik oldu. Ardından şoför, sanki kendi kendine konuşur gibi alçak bir sesle güldü:

“Ama buraya kadar uzun süre dayandığınıza göre… artık boğulmazsınız da, değil mi? Yüzebiliyorsunuzdur herhâlde.”

Bai Liu’nun yüz ifadesi hafifçe dondu. O, yüzemiyordu.

Bu kasabanın sakinleri, tıpkı balıklar gibi tuhaf varlıklara dönüşmüştü. Hatta buraya sadece bir gün önce gelen onlar bile… gittikçe daha fazla balığa benziyorlardı. Tuhaf balık etlerini severek yemeye başlamış, vücutlarından hafif bir balıksı koku yayılıyordu…

Balıklar doğuştan yüzme bildiklerinden, boğulmazlardı hâliyle.

Ama Bai Liu farklıydı.

Farkı, o tuhaf balıkları hiç yememiş olması ve geceleri hiçbir deniz insanı balmumu heykellerine yaklaşmamış olmasıydı.

Bai Liu, diğerlerinin balığa dönüşmesinin bu iki faktörden kaynaklandığını tahmin ediyordu. Ama kendisi dönüşüme uğramadığı için… bu da demek oluyordu ki, denize çıktığında tehlike seviyesi katlanarak artacaktı.

Denizin altında ne olduğunu kim bilebilirdi ki? Andre’nin veya diğerlerinin birden canavara dönüşüp sandalını devirmeye kalkması işten bile değildi.