Dört yönden gelen dört şiddetli ışık huzmesi, deniz insanı balmumu heykellerinin üzerine acımasızca doğrultuldu. Bir anlığına Bai Liu’nun küçük televizyon ekranı, yanındakilere kıyasla çok daha parlak görünüyordu; bembeyaz, göz alıcıydı, doğrudan bakmak imkânsızdı.
Deniz insanı balmumu heykelleri, güçlü ışıkların altında donuk bir halde, kesik kesik hareketlerle kollarını kaldırıp gözlerini kapatmaya çalıştı.
Hatta balmumu heykellerinin gözleri, el fenerlerinin keskin ışığıyla boş ve anlamsız bir ifadeye bürünmüştü. Geri çekilmeye, bedenlerini büzmeye başladılar; tıpkı polis tarafından kuşatılmış zavallı suçlular gibi, güçlü ışığın tam ortasında bir top haline gelmişlerdi. Hatta bazı deniz insanı balmumu heykelleri başlarını kollarının arasına gömmeye çalışıyordu.
Bu sırada Bai Liu, büyük bir şeytan kral gibi bu balmumu heykellerinin önünde çömelmiş, gülümseyerek şöyle dedi:
“Demek ki yanılmamışım, gerçekten ışıktan korkuyorsunuz.”
Küçük televizyonun önündeki izleyici kalabalığı: ‘…’
‘’Sen, cani falan mısın?!!’’
Az önce Bai Liu’yu eleştiren oyuncu, bu manzara karşısında iyice küplere binmişti. Yüzü kıpkırmızı kesilirken, öfkeyle bağırdı:
‘’İmkansız! O indirimli projektör nasıl olabilir de güçlü ışık el fenerinin ışığını tam anlamıyla taklit edebilir?! Bilimsel bir yanı bile yok bunun!’‘
“Hah, gerçekten komiksin. Bilim aramak için mi geldin buraya? Buradaki kaç eşyanın ayarı bilimle açıklanabiliyor ki?“
“…Şey… Az önce bu projeksiyonun kullanım kılavuzuna baktım da. Kılavuzda optik projeksiyon olduğu yazıyor. Başka özellikleriyle pek işe yaramıyormuş ama yansıyan ışık konusunda çok etkiliymiş. En az yüzde seksenini koruyabiliyormuş.”
“Sistemin verdiği kılavuzu okumadan, yeni oyunculara laf atmak, biraz saçma gerçekten…”
“Yok artık! 3D projektör benim elimde satılmayan bir ürünken, büyük ustanın elinde kopyalayıcı ve silah olup iki katı işlev görüyor, bir de tekrar tekrar kullanılabiliyor.”
“Ben de izlerken dayanamayıp üç tane 3D projektör aldım…”
“Aynen! Projektörler şimdi indirimde! Üç tane sadece sekiz puan! Hemen kapın!!”
Yan taraftaki küçük televizyonda, daha önce doğru aracı seçtiği için büyük övgüler alan oyuncu, bir yandan meşaleyi sallayarak deniz insanı heykellerini uzaklaştırmaya çalışırken, diğer yandan sıcak su havuzundaki gazeteyi okumaya çalışıyordu. Yüzü tamamen panik içinde gibiydi.
Deniz insanı balmumu heykelleri hâlâ yüzleri vahşice buruşmuş, pençelerini savura savura ileri doğru atılıyordu. Oyuncu da durmadan geri çekiliyor, sanki bir sonraki anda oyundan silinecekmiş gibi görünüyordu. Sahne son derece tehlikeli, gerilimi ise doruktaydı.
Aslında bu, sayısız insanın yüreğini ağzına getirecek türden bir manzaraydı. Ne var ki Bai Liu’nun tarafına şöyle bir bakmak bile her şeyi tuhaf bir biçimde anlamsız ve tatsız hale getiriyordu.
Bai Liu, üç projeksiyonuna el fenerleri tutturmuş, polis gibi deniz insanı balmumu heykellerini çepeçevre sardırmıştı. Kendisi ise sıcak su havuzunun kenarında ağır ağır gazeteyi açıp okuyordu. Sanki tehlikenin ortasında değil de keyifli bir tatildeymiş gibi rahattı.
Deniz insanı balmumu heykelleri ise kuşatmanın tam ortasında, zayıf, zavallı ve çaresiz bir halde büzülmüş, kımıldamadan duruyordu.
Bu tezatlık gerçekten inanılmazdı!
Biri iç çekerek: “Bundan sonra, Alevli Meşale asla Siren Kasabası‘nın en iyi geçiş aracı olmayacak…” dedi.
[347 kişi Bai Liu’nun küçük televizyonunu beğendi. 355 kişi Bai Liu’nun küçük televizyonunu kaydetti. 21 kişi Bai Liu’nun küçük televizyonuna bağış yaptı. Oyuncu Bai Liu 21 puan kazandı.]
[Oyuncu Bai Liu, bir dakika içinde 300’den fazla beğeni aldı, itibarı hızla yükseliyor!]
[Oyuncu Bai Liu’yu tebrik ederiz. Tanıtım alanı kazanarak, ‘Merkezi Salon Oyun Ekranı’ ‘nının kenar bölgesine yerleşti. Görüntüleme sayısı hızla artıyor…]
Biri biraz şaşkın bir şekilde Bai Liu’nun küçük televizyon ekranına bakarak:
“Vay be… Acemiler bölgesinden bir oyuncunun, sadece kenar bölgesi olsa da, tanıtım alanı kazanıp merkezi salon oyun ekranına girdiğini ilk kez görüyorum.’’
“Sanırım şu an… büyük bir yıldız oyuncunun doğuşuna tanıklık ediyorum…”
[《Siren Kasabası Canavar Kitabı》 – Deniz İnsanı Balmumu Heykeli paneli yenilendi]
[Canavar Adı: Deniz İnsanı Balmumu Heykeli (Pupa Aşamasında), Tılsım Heykeli (Koza Aşamasında)]
[Zayıflık: İnsan gözüyle doğrudan bakış, parlak ışık (2/3)]
[Saldırı Yöntemi: Kuluçka]
[Oyuncu Bai Liu’nun Canavar Kitabı’ndaki Deniz İnsanı Balmumu Heykeli sayfasını tamamlamasına sadece bir zayıflık kaldı. Oyunu tamamlandığında, oyunun bitmesiyle birlikte karşılık gelen ödüllerin kilidi açılacak.]
Bai Liu, deniz insanı balmumu heykellerinin zayıf noktalarından birinin güçlü ışıktan korkmak olduğunu çoktan tahmin etmişti.
Aslında bunu tahmin etmek zor değildi.
Daha önce şoför, bazı büyük balıkların ancak geceleri ortaya çıktığını söylemişti; bunun nedeni ışık kaçınımıydı. Deniz insanı avlama etkinliklerinin de özellikle gece düzenlenmesi tesadüf değildi. Buradan yola çıkıldığında, deniz insanı gibi “büyük balıkların” büyük ihtimalle ışığa duyarlı canlılar olduğu sonucuna varılabilirdi.
Ancak deniz insanı balmumu heykellerinin, genel bilinen gerçek deniz kızlarıyla bu “ışıktan kaçınma” özelliğini paylaşıp paylaşmadığı konusunda Bai Liu hemen bir yargıya varamadı. Bu yüzden gözlem yapmayı tercih etti.
Gündüz vakti Siren Kasabası’nın ana caddelerinde neredeyse hiç deniz insanı balmumu heykeli bulunmadığını fark etti. Buna karşılık otel ve Siren Balmumu Müzesi gibi iki mekânda ışık görece zayıftı ve bu yerlerde deniz insanı balmumu heykelleri oldukça fazlaydı.
Üstelik daha önce vardığı bir başka sonuca göre, deniz insanı balmumu heykelleri işitme ve koku alma duyuları yoktu. Buna karşın görme duyuları olağanüstü derecede hassastı. Bu da onların ışığa karşı çok güçlü bir algıya sahip oldukları anlamına geliyordu.
Cevap neredeyse apaçık ortadaydı:
‘Deniz insanı balmumu heykelleri güçlü ışıktan korkuyordu.’
İliklerine kadar kumarbazın teki olan Bai Liu, bu noktayı çıkarsadıktan sonra, soğukkanlı ama çılgınca bir şekilde bu zayıf noktayı en verimli şekilde nasıl kullanabileceğini düşünmeye başladı.
‘Ne kadar güçlü bir ışık, kaç deniz insanı balmumu heykelinin geri çekilmesini sağlayabilir? Güçlü ışık, deniz insanı balmumu heykelleri üzerinde ne kadar etkili olabilir? Bu etki ne kadar sürebilir? Eğer deniz insanı balmumu heykelleri kuşatırsa, güçlü ışık doğrudan kaçışına yardımcı olabilir mi?’
Bu soruların cevabını bulmak için Bai Liu bir deney yapmaya karar verdi.
Deniz insanı balmumu heykellerini bilerek bir kuşatma düzenine soktu ve ardından güçlü ışık ile 3D projeksiyon cihazını kullanarak bu kuşatmayı yarmayı denedi. Elbette başarısız olma ihtimali de vardı, ancak Bai Liu işleri tereddütlü bir şekilde yapmayı hiç sevmezdi.
Onun hesabına göre bu hamlenin başarı ihtimali yüzde ondan fazlaydı, bu yüzden Bai Liu hiç tereddüt etmeden bir kez denemeye karar verdi.
Kaybettiyse kaybederdi. Sonuçta risk yoksa kazanç da olmazdı. Bu son derece doğaldı. Oyun oynamak başlı başına bir risk süreciydi; oyun yapmak da öyle.
Ne var ki şu anda asıl dikkati, havuzun içinde sırılsıklam olmuş, yumuşayıp dağılmaya yüz tutmuş gazeteye odaklanmıştı. Bai Liu gazeteyi kavradıktan sonra, iki eliyle arka tarafından hafifçe çekip yırttı ve kâğıt kolayca ikiye ayrıldı.
Tahmin ettiği gibi, bu sıradan bir gazete değildi.
[Oyuncu Bai Liu, sıcak su havuzunda gazeteyi ayırma görevini tamamladı. Ödül: 10 puan]
[Bağış puanı: 21. Mevcut puan bakiyesi: 31. Eşya satın almak ister misiniz?]
Bai Liu “Hayır”ı seçti ve başını eğip gazeteye bakmayı sürdürdü.
Ayrılmış iki gazetenin yüzeyini yokladı. Kalınlıkları bariz biçimde farklıydı. Biri diğerine kıyasla çok daha inceydi.
Hafifçe kaşlarını çattı, daha kalın olanı iki parmağıyla tuttu ve bir kez daha yırttı—gazete yine ikiye ayrıldı.
Bai Liu kaşını kaldırdı, görev tamamlandığına dair gelen uyarı neredeyse onu kandıracaktı. Oysa ki altında hâlâ birbirine yapışmış gazeteler vardı. Eğer biraz daha dikkatli bakmasaydı, bu yerle ilgili tüm bilgileri bulduğunu düşünebilirdi.
Bu oyun… insanı gerçekten iyi tuzağa düşürüyordu.
Bai Liu yedi sekiz kez daha yırttı, arkasındaki havuz çoktan ıslanmış eski gazetelerle dolmuştu. Gazetelerin arasında herhangi bir ek katman olmadığından emin olduktan sonra, Bai Liu hızla gazetede yazanlara göz attı.
Elindeki dokuz eski gazetenin tüm manşetleri, polis tarafından yayımlanmış turist kayıplarına ilişkin [Kayıp İlanları] ile doluydu. Kayıp sayısı toplandığında… kısacası hiç de azımsanacak bir rakam değildi.
Kaybolan turistlerin en erken kaybolma zamanı geçen yıla, yani Siren Balmumu Heykeli Müzesi’nin yeni açıldığı döneme kadar uzanıyordu.
Başlangıçta kaybolan turist sayısı fazla değildi ve vakaların çoğunda mal varlığına yönelik yağma izleri açıkça görülüyordu. Popüler turistik bölgelerde her ay bir iki turistin kaybolması, pek de olağanüstü bir durum sayılmazdı. Bu tür insan trafiğinin yoğun olduğu yerler, suçun filizlenmesine zaten elverişliydi. Üstelik burası deniz kıyısındaydı. İster denize düşme olsun ister kaçırılıp soyulma, hepsi son derece “olağan” olaylardı ve bunların resmî olarak bildirilip kayda geçirilmesi de gayet doğaldı…
Ne var ki Jerf’ün Bai Liu’ya aktardığı bilgilere göre, geçen aya kadar dış dünya burada bu kadar çok kişinin kaybolduğundan haberdar değildi. Aksine, turizm sektörü hâlâ büyük bir hızla gelişmeye devam ediyordu. Ta ki buraya gelen turistlerin sayısı ile kaybolan turistlerin sayısı birlikte artmaya, tuhaf olaylar sıklaşmaya başlayana kadar. Geçen ay, yalnızca Siren Kasabası’nda resmî kayıtlara geçen kayıp sayısı on ikiye ulaşmıştı ve ancak o zaman mesele büyüyüp basına yansımıştı.
Bai Liu’nun tahmini doğruysa, önceki turist kaybolma vakaları, “halkın babası” olarak anılan Belediye Başkanı Harris’in turizmi sürdürmek adına bazı yöntemlerle bastırdığı olaylardı. Ancak sonunda artık örtbas edilemeyecek hâle gelince patlak vermişti.
Gazetelerdeki bilgilere göre, bu kasabanın sakinleri suç işleme konusunda bir hayli ustaydı.
Bai Liu gazeteleri ve projeksiyon cihazını toparladı, el fenerini ters yönde tutup deniz insanı balmumu heykellerine doğru aydınlattı. Heykeller kıpırdamayınca ancak o zaman koridordan çıkıp, Lucy’lerin bulunduğu Siren Balmumu Müzesi’nin merkezi sergi salonuna doğru ilerledi.
Merkezi sergi salonunda, söylentilere göre yalnızca tek bir deniz insanı iskeleti sergileniyordu. Üstelik bu iskelet, sıkı sıkıya kilitlenmiş, kurşun geçirmez bir cam vitrinin içindeydi. Şoförün sözünü ettiği, balıkçılar tarafından yakalanmış olan o kusursuz deniz insanı iskeleti, her şeyin başlangıcı olan kalıntıydı.
Bu iskelet, sanki denizin Siren Kasabası’na sunduğu bir armağan gibi, kasabaya zenginlik getirmişti ama aynı zamanda uğursuzluğu da beraberinde getirmişti. Ne var ki herkes yalnızca onun getirdiği serveti görmüş, yaşadıkları talihsizliğin de aynı kaynaktan doğduğunu fark edememişti.
Bai Liu içeri adımını atar atmaz olduğu yerde donakaldı.
Merkezi sergi salonu dairesel bir yapıya sahipti. Tam ortasında, kristal bir tabutu andıran cam bir vitrin yükseliyordu. Vitrinin içinde, LED’lerden yayılan göz alıcı beyaz ışık, üç yüz altmış derece hiçbir kör nokta bırakmadan içerideki deniz insanı iskeletini aydınlatıyordu. Bai Liu, nadiren rastlanan bir şaşkınlık ifadesiyle, iskelet olarak adlandırılan bu deniz insanı kalıntısını incelemeye başladı.
Ancak buna iskelet denilemezdi. En azından Bai Liu’nun standartlarına göre, buna iskelet demek mümkün değildi.
Lucy, cam vitrinin içindeki deniz insanına hayranlıkla bakıyordu:
’’Gerçekten inanılmaz derecede güzel… Böyle kusursuz bir görünüme daha önce hiç rastlamadım. Bilgisayar ortamında üretilmiş modellerde bile böylesi yok.”
Jerf, büyük bir şaşkınlık yaşıyor gibiydi. Kalın camlı gözlük takan bu genç adam, inanamayan bir ifadeyle başını yukarı kaldırmış deniz insanına pür dikkat bakıyordu ve ne kadar zamandır öylece dikilip kaldığını kendisi bile fark etmemişti.
Andre ise her zamanki gibi bu tür varlıklara karşı mutlak bir inkâr ve küçümseme tavrını sürdürüyordu:
“Hepiniz kandırılıyorsunuz. Bu sadece bir insan bedenine balık kuyruğu dikilip cam bir vitrine yerleştirilmiş bir şey. Dikkat çekmek için uydurulmuş ucuz bir numaradan ibaret…”
Bunları söyledikten sonra, vitrindeki kalıntıya dalgın dalgın bakarak bir süre durakladı, ardından ekledi:
“Ama kabul etmek lazım… gerçekten güzel yapılmış.”
Deniz insanı bedeni cam bir haznenin içinde sıvıya batırılmıştı. Sağ kolu, omzuna kadar tamamen beyaz kemikten ibaretti. Geri kalan bölgeler ise gerçek bir canlıyı andıracak kadar doğal görünen deri ve etle kaplıydı. Kas çizgileri zarif ama keskin, ince kemik yapısını saran kaslar son derece dengeliydi. Derin, koyu lacivert sıvının içinde baloncuklar yavaşça yükseliyor, baloncuklar deniz insanının koyu kestane rengi uzun saçlarına dolanarak yukarı süzülüyor, en sonunda inci tanesi gibi, uzun ve açık renk kirpiklerinin arasına takılıp kalıyordu.
Gözleri kapalıydı. Yüz hatları inanılmaz derecede zarif ve kusursuzdu. Hafif dalgalı uzun saçları suda süzülerek yüzünün yoğun ve tuhaf derecede büyüleyici hatlarının üzerinden geçiyor, sıradan insanlardan tamamen farklı olan kulaklarını ortaya çıkarıyordu.
Sol kulağı, sedefimsi kabuk dokusuna sahip bir yüzgeçti. Suyun hareketiyle çok renkli bir ışıltı yayıyordu. Sağ kulağı ise kemiksi bir yüzgeçti. Islak saçlarının arasından beyaz bir kemik gibi beliriyordu.
Kıvrılarak uzanan balık kuyruğu, deniz suyunda yıkanmış parlak gümüş-mavi bir kurdele gibi cam vitrinin kenarından aşağı sarkıyordu. Ters üçgen biçimli pulları ışık altında göz kamaştırıyordu. Sağ elinin parmak aralarında yarı saydam bir zarlar bulunurken, kemikten ibaret sol eliyle birlikte göğsünün üzerinde örtüşerek duruyordu.