BL, GÜNÜMÜZ, MUTED, NOVEL

Muted Bölüm 38: Mu Ran Devam 21

Ç.N. İlk olarak anlatım için tekrardan üzgünüm. Mtl den çevirdim bu bölümü 🙁 Öyle anlık gaza gelip hemen çevirdim.  bitirir bitirmez son okuma yapıp atıyorum. İyi okumalar. Ufak bir geçiş bölümüydü bu. Umarım özleminizi giderir.

◈ ◈ ◈ ◈ ◈ ◈

Yi Tian eski evinde yaşıyordu. Annesi günde üç kez ona bakmaya geliyordu. Hiçbir yere gitmesine izin verilmiyordu. Neredeyse bir hafta sonra He Xudong dayanamamış ve onu aramıştı.

“Ne zaman eve gidip kendi insanın ile ilgilenebilirsin, miden altından yapılmış olsa bile ona da dikkat edilmeli.”

Yi Tian kaşlarını kaldırdı ve kaygısızca sordu, “Ne için endişeleniyorsun?”

He Xudong neredeyse öfkeyle fırladı. “Endişeliyim. Xu Ran, her gün Mu Ran ile koşuşturuyor. Onunla ne zamandır konuşmuyorum biliyor musun?” Yapacak işleri vardı ama Xu Ran sakindi. Bugün Mu Ran’i dağa götürmüştü ve yarın balığa götürecekti, hangi ülkeye gittiğini unutmuştu.

“Bu gece, akşam yemeğinden sonra döneceğim.” Yi Tian, He Xudong’u görmek için o kadar endişeliydi ki artık onu kasıtlı olarak kışkırtmadı. Xu Ran, Mu Ran’ı onunla konuşmaya götürmüştü. İlk başta hala huzursuzdu ama sonra Mu Ran’in mental durumunun düzeldiğini duymuştu ve teyzesi ile yemek yapmayı öğrenmeye çalışıyordu, bu yüzden Xu Ran’e müdahale etmemişti.

“Efendi Yi, sana güvenerek yalvarıyorum, benim ve Xu Ran’in evliğiği için mutlu olmasan bile lütfen bir dahakine hastaneye yatma!” Ve telefonu bir çırpıda kapamıştı.

He Xudong ilk defa telefonunu bu kadar sinirli bir şekilde kapatmıştı, Yi Tian telefonu aldı ve gülümseyerek kafasını salladı. Son zamanlarda iyi bir ruh halindeydi. İlk olarak Mu Ran daha iyiydi. İkincisi ise, Su Wenyang birkaç gün önce onunla telefonda konuştuğunda Mu Ran’ın onun fiziksel durumunu özel olarak sorduğunu söylemişti. Kendisi bu duygusal değişimlerin farkında değildi, elbette, mizacına göre, fark etse bile itiraf etmeyecekti.

He Xudong tarafından şikayet edilen Xu Ran, Mu Ran’ı arabaya bir şeyler yüklemek için götürüyordu. Bugün Xu Ran bazı arkadaşlarını aramıştı ve bir grup insan çoktan takılmaya hazırdı. Gittikleri yer yeşil ve havadard. Bazıları oradaki köylüleri tanıyordu, bu yüzden orada bir çiftlik evine gitmeye eşdeğer olacak şekilde bir ev ayarlamışlardı.

Mu Ran hala Xu Ran ile bir iş bulmak için dışarı çıkmak istiyorsa onu takip etmeyeceği konusunda tartışmaya çalışıyordu. Xu Ran, “Nasıl bir iş arıyorsun? Ama şimdilik bekle, bekle ve etleri kaldırmama yardım et.”

Mu Ran eşyaları arabanın bagajına koydu ve çaresizce gülümsedi. Xu Ran ona karşı gerçekten çok iyiydi ve Xu Ran ile gezinmek için dışarı çıkmaya oldukça istekliydi ama şimdi parası ve hiçbir finansal yeteneği yoktu ve Xu Ran maliyetten sorumluydu. Mu Ran gerçekten utanıyordu.

Xu Ran onun ne düşündüğünü anlamış gibiydi ve omzunu patpatladı: “Geçmişte oyun oynamak için mi elini bıraktığmı düşünüyorsun. Sana söyleyeyim, bu grup insana çoktan yemek görevinin sende olduğunu söyledim.” Xu Ran birkaç gün önce bir saat satın almıştı ve bileğindeki yara izini kapatması için onu Mu Ran’e vermişti. Mu Ran’in geri verecek bir şeyi yoktu, bu yüzden bunu Xu Ran için yapmıştı. Üç günlük akşam yemeğinden sonra Xu Ran’e yemek istediği şeyi yapmıştı.

Xu Ran şimdi tamamen onun yemeklerine tapıyordu.

Mu Ran, Xu Ran’ın ona yük olmamak için onu kasten rahatlattığını biliyordu. Xu Ran ciddiyetle başını salladı ve ciddi bir şekilde “Tamam” yanıtını izlerken etkilendi.

Xu Ran onun tarafından eğlendirilmişti ve onu patpatladı “Xiao Ranran neden bu kadar komiksin!”

Mu Ran’in kulakları kıpkırmızı olmuştu ve biraz yalakalık yaptı, “Kardeş Xu Ran, böyle şeyler söylemeyin….” Xu Ran bunun hakkında birkaç şaka yaptı ve Mu Ran düzeltti.

Diğer iki arabadaki insanlar oldukları yere dopru bağırıyorlardı ve Xu Ran cevap verdi ve sonra başını çevirdi ve “Seni kardeşim olarak görüyorum, elbette buna diyebilirsin” dedi. Gülümsüyordu, sesi ciddiydi.

Mu Ran kaşlarını çattı ve geriye baktığında burnu acıyordu.

Sabah yola çıkmışlardı ve çoktan üç saatt geçmişti. Eşyaları yerleştirdikten sonra, bir grup insan dağlarda yüzmeye gitmişti ve güneş batmak üzereyken çiftçinin evine dönmüşlerdi.

Aile köyde iyi bir durumdaydılar ve üç katlı bir bine inşa etmişlerdi. Küçük binanın önünde küçük bir avlu da vardı. Avluda su kabaklarından yapılmış bir raf vardı. Mu Ran, masayı kurup Mahjong’a sarılmalarını biraz üzüntüyle izledi ve Xu Ran’ın kişiliğine benzer bir kız ona bağırdı: “Buraya gel, buraya gel!”

Mu Ran konuşmadan önce Xu Ran ağzını açtı: “Savaşamaz, onu utandırma.” Sonra Mu Ran’a döndü ve dedi ki: Mutfak orada, git ve birkaç güzel yemek daha yap, yardım edin beyler!”

Bir grup yetenekli aniden hatırlamadan önce, Xu Ran’in Mu Ran’in mutfak becerilerini övünmesi için hemen ikna etmeye başladı. Mu Ran kızarmıştı ve bir şefin şakasının ortasında mutfakta saklanmıştı.

Bir süre sonra Mo Ran ellerinde lahana ile dışarı çıkmıştı. Biraz utanmıştı ve “Buradaki ev sahibesi bazı yerel tadlar hazırlamış. Beğendiniz mi bilmiyorum, neden istediğinizi söylemiyorsunuz, malzemelerim olduğu sürece elimden geleni yapacağım.”

Bir grup insan Mahjong oynamak için sabırsızlanıyordu ve uzun boylu ve güçlü bir adam hemen başını çevirip bağırdı: “Tokum!”

“rulo!!”

“Sadece sen tam Han ye!”

“İmparatoru test eden pislik o hahahahahaha!”

Mu Ran onlara baktı ve gülmeye başladı.

Son birkaç kişi bunun hakkında konuştu ve israftan korktular, bu yüzden Mu Ran ile beş yemek sipariş ettiler. Hepsi de yapımı zor olmayan ev yemeklerdi. Mu Ran başını salladı ve sonra tekrar mutfağa girdi.

Kalabalıktı ve akşam yemeği hazırlamak daha uzun sürüyordu. Akşam yemeği için sofra kurulduğunda, bir grup insan çoktan acıkmış ve ulumaya başlamıştı.

Mu Ran yemek çubuklarını koyuyordu ve elindeki tabağı işaret etti ve dedi ki, “Bu sipariş ettiğiniz balık aromalı patlıcan.” Hemen yanında, bütün Han’da köpekler tarafından azarlanacağını söyleyen adam duruyordu. Yemek çubuklarını aldı ve gelişigüzel tadına baktı. Ağzını iki kez çiğnedikten sonra “becerdim” deyip hiddetle tabağı kaldırdı ve koşarak bahçeden çıktı.

Diğer birkaç adam birkaç saniye dondu ve tepki verdiklerinde kapıdan “kaltak” diye bağırdı. Xu Ran, yanında beklenen bir görünüme sahipti. Kadın arkadaşlarınnın ilk başta kafası karışmıştı. Mu Ran’ın yaptığı diğer yemeklerin tadına baktıktan sonra hemen bağırdılar, “Kardeş Mu Ran evlenmek istedi?!” Birlikte oynayan kızlar, gittikleri her yerde kendilerini tutabilirlerdi, birer birer erkeklerden daha cesurlardı.

Mu Ran nasıl cevap vereceğini bilmiyordu. Yaşlı adamlar boş bir tabakla gelmişlerdi. Kızın sesini duyduklarında hemen “Kardeş Mu Ran evlenmek istedi!” diye bağırdılar. Gülümseyerek yere çömeldi.

Bir grup insan gürültülü bir şekilde yemek yemişlerdi, sonra mahjong oynamışlardı, daha sonra ise dışarı çıkıp gezinmişleri. Bu gece burada kalıyorlardı ve geri dönmeyi planlamıyorlardı.

Xu Ran, Mahjong oynarken Mu Ran’e ders veriyordu ve o an telefon çaldı. Telefonunu çıkardı ve Yi Tian’ın numarasına baktı. Xu Ran, Mu Ran’ı arkasından sürükledi ve koltuğuna oturttu. “Dışarı çıkıp bir telefon alacağım ve sen bana yardım edeceksin!” Ses hızla avludan uzaklaştı.

Mu Ran endişeyle ayağa kalktı, “Hayır, hayır, yardım etmeyeceğim!”

Arkasında bir el uzandı ve onu geri oturtturdu. Yanına bir adam oturdu ve eliyle işaret ederek: “Korkma! Kardeşin sana onları sadece külotunu kaybetmeden öldürmeyi öğretsin!”

“Siktir! Eğer söylemediysen iç çamaşırını çıkarıp kafanı giydireceğim”

“Ah, Mu Ran, emin olabilirsin, onu kaybedeceksin!”

“Ağabeyin seni desteklemekten korktuğu şey!”

Hepsi bu noktaya kadar konuştumuşlardı ve sonra yan çizip kaçmışlardı, hayal kırıklığına uğramıştı, Mu Ran sadece endişeleri bir kenara bıraktı ve onlarla oynadı.

~~~~~~~~~~

Ç.N.
Bazı yerler çok saçma sapandı 🥲 en anlamlı şekline sokmaya çalıştım. Normalde çinceden de bakıyordum anlamsız kısımları ama çincesi kitli bu bölümün 😔

37. BÖLÜM ※※※※※※※※※※※※ 39. BÖLÜM